Herhangi bir temel ekonomi veya iktisat tarihi kitabını elinize aldığınızda, sıkça adı telaffuz edilen modern iktisat kuramının kurucu babasıdır Adam Smith.

parakule.com Yazarlar  04/04/2022     131 GÜN ÖNCE

İskoç Aydınlanmasının öncülerinden, 18. Yüzyılda İngiltere’nin sanayi devrimini hızlandırdığı dönemde, ekonomi kuramına dair fikirleriyle bir çağ açan ünlü ahlak felsefesi/mantık profesörü. Kendisine bu denli ünü sağlayan, 1776 yılında yayınladığı bilinen kısa başlığıyla, “Ulusların Zenginliği” kitabı, alana yabancı olmayanların hafızalarında önemli bir yere sahiptir.

Glasgow Üniversitesinde mantık üzerine çalışmalar yaptığı ilk dönemlerinde, insan doğası, davranışları ile psikolojisinin; ahlaki düşünce ile eylemlerine etkilerine değindiği ve 1759 yılı basımı “Ahlaki Duygular Kuramı” başlıklı, daha az bilinen, aslında önemli sayılan bir çalışması daha vardır Smith’in.

Bu çalışmasında ünlü düşünür, kişilerin kendi davranışlarında çıkar ile tutkularının, insanların sosyal yaşamları içinde korunma güdüsüyle nasıl etkileşime girdiği üzerine tezlere yer verir. Nerdeyse bireylerin tümünde, "tarafsız izleyici" rolünü oynayan, kendisinin ve başkalarının eylemlerini görmezden gelmenin olanaksızlığını vurgulayan bir iç ses vardır. İnsanlar davranışlarında kendi tutkularını referans alır ve aynı zamanda muhakeme yetenekleri ve -daha az önemli olmayan- sempatileriyle hareket ederler. Smith’in bu kitabında kısaca değindiği, insanların üretimle ilgili davranışlarında vurguladığı görüşleri de bir o kadar ilgi çekicidir. Bu noktada temel ekonomi derslerinde sıkça sorulan bir soru ile karşı karşıya kalırız. İnsanlar neden üretir?

Başlangıçta herkes için basit görünen bu soruya zihnimizde geliştirdiğimiz cevap pek karmaşık değildir. İnsanlar gereksinimlerini karşılamak ve hayatta kalmak için üretim yaparlar. Çalışmak ve üretmek nerdeyse tüm medeniyetlerde bir gereklilik olarak görülmüş, işbölümü ve uzmanlaşma ve sonrasında gelişen ticaret ile de toplumlar hızlı bir ilerleme patikasına girmiştir. Smith’in de yaşamının ilk dönemlerinde hümanizm ile idealizm arasında üretim faaliyetlerini “benevolence” yardımseverlik ve toplumsal gereklilikler kıstasında ele alması da oldukça doğaldır. Ancak zaman ilerledikçe, 18. Yüzyılda yaşanılan olaylar ekseninde Smith’in bakış açısı da bir hayli değişim gösterecektir.

İngiliz Krallığına karşı Kuzey Amerika’da başlayan bağımsızlık mücadeleleri, liberal dış ticaretle ilgili merkantilizm üzerine tartışmalar gündeminde Smith’in Avrupa seyahatleri onun fikir dünyasına derin etkiler bırakacaktır. Toulouse, Cenevre ve Paris kentlerinde dönemin ünlü iktisat akımı temsilcileri Fizyokratlarla tanışması, üzerinde çalıştığı yeni eserine de ciddi katkılar sağlayacaktır.

Fizyokratların ekonomiyle ilgili “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler..!” (laissez-faire, laissez-passer) söylemleri, tarım sektörünün önemini “ekonomik tablo” gelir akım şemalarıyla ispatlama çabaları ve tek verginin tarım üzerinden uygulanması gibi önerileri; Adam Smith’in ekonomi politik yaklaşımına realist bir çerçeve oluşturmasında ilham kaynağı olmuştur.

Smith’in Ulusların Zenginliği yapıtında sıkça alıntılanan; “Akşam yemeklerimizi kasap, biracı ya da fırıncının iyilikseverliklerine değil, onların kendi çıkarları için yapmış oldukları üretime borçluyuz” şeklinde özetleyebileceğimiz, (self-interest) “kişisel çıkar” motifini vurgulaması, ekonomi düşüncesinde köklü değişimlere yol açmıştır. İnsanların üretim faaliyetlerini kendi geçimleri ve kişisel çıkarları doğrultusunda gerçekleştirmeleri, “görünmez el” olarak açıkladığı bir denge mekanizması oluşturacak ve toplam ulusal çıkar bu şekilde çoğalacaktır. Ulusun toplam emeği ile üretkenliği, sahip olunan atıl durumdaki altın ve gümüşün sağladığı zenginlikten daha önemlidir ve bu da ulusal refahın kaynağı biçiminde kabul edilmelidir…, görüşleri kendinden sonra gelen birçok iktisatçıyı da etkisi altına alacaktır.

Bu bağlamda Smith’in çalışmalarında görülen söylemlerindeki düalizm, bazı çevrelerce “Adam Smith Problemi” kavramıyla tanımlanır. Liberal, kapitalist ekonominin gelişimi ve sanayi devriminin tüm dünyada yarattığı etkilerle, ülkelerin ulusal çıkarları doğrultusunda yaptıkları üretim ile serbest dış ticarete açılarak refahın sağlanacağı beklentilerinde, Smith’in açtığı yeni ufuklar, ilgi çekiciliğini günümüzde de korumaktadır.