• YARIM ALTIN
    3.835,00
    % -0,15
  • AMERIKAN DOLARI
    18,8408
    % 0,04
  • € EURO
    20,4450
    % -0,02
  • £ POUND
    23,3099
    % -0,23
  • ¥ YUAN
    2,7779
    % 0,04
  • РУБ RUBLE
    0,2719
    % 0,41
  • /TL
    %
  • BIST 100
    5.191,83
    % -0,75

Almanya’da seçimler bize nasıl yansıyacak?

Almanya’da seçimler bize nasıl yansıyacak?

Bu pazar sadece Türkiye değil Avrupa ve dünya ekseninde siyasi ve ekonomik dengeler açısından çok önemli bir gelişmeyi izleyeceğiz. Çünkü, 26 Eylül 2021 pazar günü Almanya sandığa gidiyor.

Ve Alman yakın tarihine damgasını vuran Şansölye Angela Merkel de 16 yıl hükümetin başında yer aldıktan sonra bu görevini -kendi isteği ile – bırakarak emekliye ayrılıyor.

Burada kritik soru ise, peki yerine kim gelecek ve bu yeni durum başta Türk Alman ilişkilerine olmak üzere nasıl yansıyacak?

Almanya dünyanın en önemli ülkelerinden biri. Özellikle ekonomik gücü, sanayisi, markaları ve üretimi ön planda. Bu da gerek global gerekse dinamosu olduğu Avrupa Birliği’nde kendisini çok etkin bir konuma getiriyor. Bazılarına göre, Almanya, 2.Dünya Savaşı’ndaki büyük yenilgi ve yıkıma rağmen hala içinde hatırı sayılır bir hırsı barındırıyor.

Resmi verilere göre; Almanya’da GSYİH: 3,9 Trilyon $, Kişi Başı GSYİH: 46.564 $, Büyüme Oranı: %0,5, İşsizlik Oranı: %3,1.

EN ÖNEMLİ TİCARİ PARTNER

Bu ülke aynı zamanda bizim için de en önemli ticari partner. 2020’de en çok ihracat yapılan ülkeler arasında 1. sırada yer aldı. 2016’da 14 milyar dolar olan ihracatımız, 2019’da 16,6 milyar dolar ile en tepeye ulaştı. 2020 Mart ayında tüm dünyayı etkileyen pandemi nedeniyle 2020’yi ise diğer ülkelere göre daha az bir oran ile %3,8 gerileme ile yaklaşık 16 milyar dolar ile kapattı.

Bugün resmi tablolara baktığımızda bu ekonomi alanındaki devin ithalat ve ihracatındaki genel durumu Türkiye’nin de yeri dahil şöyle;

ALMANYA’NIN İHRACATINDA İLK 5 ÜLKE

1. ABD – 118,8 milyar $
2. Çin – 109,8 milyar $
3. Fransa – 103,7 milyar $
4. Hollanda – 89 miltar $
5. İngiltere – 76,4 milyar $

Ve 16. Türkiye – 24,4 milyar $

ALMANYA’NIN İTHALATINDA İLK 5 ÜLKE
1. Çin – 133,1 milyar $
2. Hollanda – 89,8 milyar $
3. ABD – 77,3 milyar $
4. Polonya – 66,7 milyar $
5. Fransa – 64,5 milyar $

Ve 17. Türkiye – 17,5 milyar $

An itibari ile, Almanya’da ön planda olan siyasi partilerin seçim manifestoları yeni dönemde Türkiye’ye nasıl bakılıyor, ne olacak meselesini anlamak açısından önemli.

Bu noktada geçenlerde Almanya’nın dünyada referans alınan önemli medya kuruluşu yarı resmi haber ajansı Deutsche Welle’de dikkate alınması gereken bir analiz yayınlandı. Ön plandaki ve kazanması muhtemel partilerin durumları mercek altına alındı.

ÖNEMLİ ANALİZ

DW’de aynen şu önemli ifadelere yer veriliyor;

‘Olaf Scholz’un başbakan adayı olduğu ve son anketlerde önde görünen SPD’nin 66 sayfalık seçim programında Türkiye’ye “Avrupa komşuluk politikasını geliştirmek” başlığı altında yer vermesi dikkat çekiyor. SPD, Türkiye’ye sadece üç satır ayırarak şu ifadeleri kayda geçiriyor:
“Türk hükümetinin iç ve dış politikadaki yönelimini kaygıyla gözlemliyoruz. Türkiye hukuk devleti, demokrasi ve uluslararası hukuk ilkelerine uymak zorunda. Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında, bu konuların da eleştirel bir bakış açısıyla ele alınacağı diyaloğun yoğunlaştırılması, aciliyet gerektirmektedir.”
Türkiye’nin Avrupa’nın “komşuları” başlığı altında konumlandırılması, AB adaylığından, üyelik müzakerelerinden hiçbir şekilde söz edilmeyerek “diyalog” vurgusuyla yetinilmesi, SPD’deki politika değişikliğinin önemli bir göstergesi olarak nitelendiriliyor. Ayrıca bu bölümde Türkiye için, Rusya, Çin ve İsrail gibi ülkelere kıyasla çok kısa bir paragraf ayırılması dikkat çekiyor.

@ Hristiyan Birlik partileri (CDU/CSU):

Armin Laschet’in başbakan adayı olduğu CDU/CSU’nun 139 sayfalık parti programı “İstikrar ve Yenilenme” başlığını taşıyor.
Oy oranları gerileyen ve son anketlere göre ikinci parti konumunda bulunan merkez sağdaki Hristiyan Demokratlar, Türkiye ile ilişkilere “Dünya politikalarında daha çok Avrupa” başlığı altında, çok daha geniş ve detaylandırılmış bir perspektif ortaya koyarak değiniyor. Hatta Türkiye ile ilişkilerde öngörülen yeni bir yol haritasının tarifi de yapılıyor. CDU/CSU bu bölümde öncelikle AB’nin genişlemesi için öngördüğü çerçeveyi tarif ediyor, Türkiye’ye ayrı bir başlık açarak, Ankara’yı bu kapsam dışında tutuyor.

@Yeşiller Partisi

Annalena Baerbock’un başbakan adayı olduğu ve anketlere göre üçüncü parti konumundaki Yeşiller Partisi, 272 sayfalık seçim programında Türkiye’ye en geniş yer veren partilerin başında yer alıyor. Yeşiller’in Türkiye’yi, “Çok kutuplu dünyada iyi ilişkiler için çalışıyoruz” başlığı altında, ABD, Çin, Rusya gibi ülkelerle birlikte, ayrı alt başlıklardan biri olarak konumlandırması dikkat çekiyor.
Oysa Yeşiller, geçmişte SPD ile birlikte Türkiye’nin AB üyeliğine en güçlü desteği veren partilerden olmuş, yaşanan sorunlara rağmen üyelik müzakerelerinin sürdürülmesinde ısrar etmişti.’

KARŞILIKLI MENFAATLER

Durum böyle. Aslında hepimizin de bildiği gibi Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliği hangi parti iktidara gelirse gelsin, kim başbakan olursa olsun aslında pek gerçekleşecek bir durum değil.

Fakat, bununla birlikte Türkiye’de bu gerçeğin farkında olarak ilişkilerini öncelikle ekonomik ve ticari alanda geliştirip kendi ulusal menfaatleri yönünde politika geliştirmeye bakıyor.

Tabii ki, Türkiye’nin Almanya ile terörle mücadeleden siyasi konulara dek anlaşamadığı konular da var.

Almanya’nın Türkiye ile ilişkilerinde belirleyici noktalardan bir tanesi de şüphesiz göçmenler konusu. Türkiye’ye, göçmenlerle ilgili politikalarına bağlı olarak daha önce vatandaşlarına serbest dolaşım, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve 6 milyar Euro yardım paketi sözü veren batının dinamosu aslında başından beri Almanya idi. Ama sözler tutulmadı.

Amerika Birleşik Devletleri‘nin Türkiye ile gergin ilişkilerinde de yine perde arkasında Washington’ın Berlin ile temasları vardı. Yumuşak karınları olan göçmen konusunda Almanlar diğer Avrupa ülkelerine göre daha akıllıca davranarak Türkiye’ye alttan almışlar ve yaptırımlar konusunu en azından ileri bir tarihe ötellettirmişlerdi.

Almanya’da devlet politikaları partiden partiye pek değişmez. Ayrıca Almanya’da 3 milyon civarı Türk’ün olduğu da düşünüldüğünde, Almanya Türkiye ilişkileri zaman zaman inişler çıkışlar ilişkiler yaşasa da sonuçta kazan kazan ve karşılıklı menfaat alt paydasında buluşuyor. Almanya’da artık hatırı sayılır bir Türk iş dünyası var.

Anketlere göre bu pazar yüksek ihtimalle Olaf Scholz, SDP’den yeni başbakan olacak görülüyor. Tabii ki bu siyaset belli olmaz. Yine de kim olursa olsun sonuçta seçimler Türkiye ve dünya açısından önem taşıyor.