• YARIM ALTIN
    3.431,00
    % -0,06
  • AMERIKAN DOLARI
    18,6452
    % -0,06
  • € EURO
    19,4809
    % 0,18
  • £ POUND
    22,5529
    % 0,14
  • ¥ YUAN
    2,6319
    % 0,08
  • РУБ RUBLE
    0,3070
    % 0,00
  • BITCOIN/TL
    321378,709
    % 4,57
  • BIST 100
    4.977,64
    % 0,31

BANKASIZ BANKACILIK MÜMKÜN MÜ?

BANKASIZ BANKACILIK MÜMKÜN MÜ?

Ulaştığı 100 milyar dolarlık piyasa değeri ile, yakın bir gelecekte, uluslararası finans sisteminin temeli olan merkez bankalarının ve regülasyonlarının saltanatını sarsacak gibi görünen DeFi (merkeziyetsiz finans) sistemi, 2018 yılının başlarında ortaya çıkmış bir konsepttir.

Çoğunlukla blok zincir üzerindeki Ethereum Ağında özerk olarak çalışan uygulamalardan oluşan; kripto para kullanıcılarının dijital varlıklarını vadeli olarak yatırabilecekleri (staking), getiri elde edebilecekleri, borç alıp verebilecekleri hatta en güvenilir şirketlerin hisse senetlerini alıp satabilecekleri alternatif bir finansal eko sistemdir.

Yüzyıllık bankacılık sistemi içindeki oyuncuların, zaman içinde aşırı büyüyerek, karar ve işleyiş mekanizmalarının hantallaşması, 30-40 yıl öncesine dayalı teknolojik alt yapılarının günümüz trendlerine cevap verememesi, eskinin rekabet anlayışı ile dışarıya kapalı yapıların kurulmuş olması ve bundan dolayı teknolojik sistemlerinin başka sistemler ile konuşamıyor olması (entegrasyon) en önemlisi de ülkelerin mevzuat farklılıklarının işlem hızlarını olumsuz yönde etkilemesi (her bir yenilik için bir çok kurumun onayının gerekmesi gibi…) gibi nedenlerden dolayı, mevcut merkezi finans sistemlerine alternatif yaratmak amacı ile ortaya çıkmıştır.

Bankalar, broker şirketleri, finansal aracı kurumlar, döviz büroları gibi finansal dünyanın süregelen oyuncularını saf dışı bırakacak gibi görünen bu yeni sistem, her ne kadar ülkelerin kanun koyucuları ve regülatör kurumları tarafından baskılanmaya çalışılsa da geleneksel bankacılık sistemlerine nazaran çok çok daha düşük faiz oranları ile dakikalar içerisinde borç alıp vermeyi mümkün kılan teknolojik alt yapısı göz önüne alındığında pek de kolay görünmemekte.

DeFi ile eş zamanlı olarak gelişen, Finansal Teknoloji (FinTech)’ araçlarını kullanan yatırım ve fon şirketleri, bu konuda hiç bilgisi olmayan yatırımcılara; DeFi platformlarına veya merkezi olmayan borsalara (DEX) nasıl erişebilecekleri, binlerce kripto para biriminden hangisini seçecekleri, bu varlıkları nasıl güvenli bir şekilde depolayabilecekleri ve hızla değişen dinamikleri nasıl çözümleyebilecekleri gibi konularda yol gösterici olmakta ve bu eko sisteme her geçen gün yeni yatırımcılar çekmekte.

2013 yılında yatırımcılarına, “bitcoin”in volatil hareketlerine maruz kalmadan, sadece kendi şirket hisselerini satın almaları yolu ile, bitcoin yatırımı fırsatı sunan, dünyanın en büyük dijital para varlık şirketi “Grayscale” gibi; FinTech şirketleri de derinlemesine bilgi sahibi olmalarına gerek kalmadan, müşterilerine DeFi sisteminde yatırım fırsatı sunmaktadır. Yatırımcıların yapması gereken sadece borsadan (genelde “Nasdaq”) bu şirketlere ait hisse senetlerini satın almaktır.

FinTech şirketlerinin üstlendikleri bir başka önemli görev ise, yatırımcılar ile DeFi platformları arasında; devletlerin, kara para ile mücadele ve kullanımını önleme, yatırımcı kimliklerinin gerektiğinde kolluk kuvvetlerine ibrazı (know your clients) gibi, hükümetlerin koydukları yasalara entegrasyon sağlayarak, DeFi yatırımcılarını devletler nezrinde yasal bir zemine oturtmaktır.

Konuyu biraz daha geniş bir zemine yaymak açısından sadeleştirmek gerekir ise; günümüz bankacılık dünyasında mümkün olan her işlemin (kısa-uzun vadeli borç alma, para transferi, kambiyo ürünleri takas etme, vadeli veya vadesiz para saklama…vb), bankalara gerek duyulmaksızın saniyeler içerisinde, yapılabileceği bir ortamdan bahsediyoruz “DeFi” dediğimizde.

Bu eko sistemin içerisinde yer almakla, merkez bankalarının para politikalarının etkilerinden uzak kalmanın yanı sıra, yatırımcılar kendi para birimlerini dahi oluşturup, kredi bile verebilir hale gelebilmekte. Bir anlamda kendi paralarını yaratabilmekte.

DeFi sisteminlerine entegre olabilmek için, günümüzde cep telefonlarından adına aşina olduğumuz “aplikasyonlar” bize aracılık etmekte. Tek fark bu aplikasyonların “dApp” (merkeziyetsiz aplikasyon) olarak adlandırılması ve blok zincir (blockchain) ağı üzerinde çalışıyor olması. Cep telefonlarımızın aksine bu “dApp” ları kişisel bilgisayarlarımıza indirerek kullanabiliyoruz.

DeFi platformları, pandemi ile birlikte popülerliği artan ve dünya üzerinde kullanımı hızla yayılan kripto paralar aracılığı ile hayat bulmaktadır.

Küresel bankacılık sisteminin hacmi ile kıyaslandığında yolun henüz çok başında olan ve bir nevi yeni nesil bankacılık sistemi olarak da düşünebileceğimiz “DeFi” nin, bir sonraki aşamada, pandeminin finansal etkisi ile ülkelerin karşısına çıkacak olan enflasyonist ortamlar sonucunda, yatırımcıların sığınak noktası halini alacağından şüphem yoktur.