• YARIM ALTIN
    3.769,00
    % 0,00
  • AMERIKAN DOLARI
    18,8430
    % 0,00
  • € EURO
    20,1970
    % -0,12
  • £ POUND
    22,7006
    % 0,01
  • ¥ YUAN
    2,7727
    % -0,01
  • РУБ RUBLE
    0,2633
    % -0,24
  • BITCOIN/TL
    431724,134
    % 0,11
  • BIST 100
    4.930,18
    % -1,35

Bir başarı hikayesi: AKINCI TİHA

Bir başarı hikayesi: AKINCI TİHA

Bu hafta sonu Türk Savunma Sanayii çok önemli bir ürününü daha TSK envanterine sundu. Tasarımı ve yazılımı başta olmak üzere yerli üretim unsurları ile göze çarpan Akıncı Taktik İnsansız Hava Aracı (TİHA) Baykar firmasına ait çok özel bir insansız sistem.

Ayrıca teslim töreninde TCG Anadolu isimli deniz platformuna iniş ve kalkış yapacak SİHA olan TB3’ün de 2022 yılında, Milli İnsansız Uçak Sistemi olan (MİUS)’un da 2023 yılında hangardan çıkacağı müjdesi verildi.

Akıncı TİHA’yı bugüne kadar birçok coğrafyada gördüğümüz SİHA’lardan farklı kılan nedir?

Akıncı diğer SİHA sistemlerine göre birkaç noktada farklılaşmakta.

Bunlar kabaca; uçuş irtifası, taşıyacağı faydalı yük, motor sistemi ve radarı.

Akıncı’nın yaklaşık 12.000 metre yükseklikte, iniş yapmaksızın 24 saat havada kalabilme özelliğine sahip. 24 saat kadar uzun bir havada kalış süresini muharip bir uçak sistemi ile mukayese ettiğimizde muazzam bir süre olduğunu rahatlıkla görebiliriz.

20 metrelik bir kanat açıklığına sahip ve yaklaşık 6.000 kg olarak havalanan bir sistem olduğunu söylersek nasıl büyük bir insansız hava sisteminden bahsettiğimiz sanırım daha iyi anlaşılır. Tamamen bilgisayarlı uçuş yönetimi ve üçlü yedekli otomatik pilot sistemi sayesinde son derece güvenli uçuş imkânı da sunan bir sistem.

Sisteme diğer müstesna özelliğini veren husus ise 450 beygir gücünde iki adet motora sahip oluşudur. Bu sayede hem kaldırabileceği faydalı yük miktarı yaklaşık 1.400 kg civarına ulaşmış, hem de seyir süratini saatte 370 km/saate taşımıştır.

Özellikle 1400 kg faydalı yük ile yüksek irtifalarda, yüksek sürate ulaşması sistemi çok değerli hale getirmektedir. Dünyada muadillerinin sadece ABD, İngiltere, İsrail ve Çin gibi savunma sanayi devlerini bünyesinde bulunduran ülkeler tarafından üretiliyor oluşu da sistemin ne kadar değerli olduğunu bizlere göstermektedir.

Verilen bilgiler doğrultusunda sistemin hava hava muharebesinde kullanılan Gökdoğan ve Bozdoğan füzelerinin yanında SOM gibi ağır seyir füzelerini de taşıyacak oluşu Türk Hava Kuvvetleri’nin gücüne eşsiz bir güç katacağından kimsenin şüphesi olmasın.

Kuşkusuz Akıncı TİHA tek başına muharip bir insanlı uçağın yapacağı tüm vazifeleri icra edebilecek alternatif bir sistem değildir. Lakin 2030 yılında envantere girmesi planlanan ‘Milli Muharip Uçağımız’ devreye alınıncaya kadar uçuş saati anlamında mevcut F4 ve F16 uçaklarının daha az yıpranmasına büyük katkı sunacaktır.

Akıncı’nın AESA radarı, hedefini çok uzun mesafeden tespit etmesini ve etkisiz hale getirecek silah sistemini devreye sokmasını sağlayacak milli bir radar.

Türkiye’nin içinde bulunduğu tehdit ortamlarında da mevcut hava filomuz ile birlikte havalandığında tehdit unsurları ile aramızdaki denklemi kökünden değiştireceğine hiç şüphe yok.

Tüm bu hususlar dikkate alındığında, belki de ilk kez yeni bir hava doktrini sadece Genelkurmay karargahında salt askerler tarafından değil, savunma sanayi ile birlikte oluşturulacaktır.

Taşıyacağı SOM seyir füzesi ile, Türk hava sahasından çıkmaksızın 200 km kadar ötedeki hedefler üzerinde etki üretecek olması, Türkiye’nin askeri kapasitesini dengelemek adına Fransa’dan milyarlarca dolarlık savaş uçağı alan Yunanistan’da askeri karar vericileri epey zorlayacaktır.

Türkiye’ye tehdit oluşturan karadan havaya füze sistemlerinin bulunduğu alanlar, karada kurulu düşman radar sistemleri ve kritik tesislerinin Akıncı’dan atılacak seyir füzeleri ile etkisiz kılınacak olması, askeri güç dengeleri üzerinde derin etki oluşturacaktır

Kuşkusuz bu türden savunma sanayii ürünlerini üretmenin maliyeti hepimizin malumları. Lakin bu sistemlerin dışarıdan ithal edilme şansı bugüne kadar zaten mümkün olmadı. Olsaydı dahi nasıl bir fiyat ile karşı karşıya kalacağımızı, silah taşıma özelliği olmayan İsrail Heron’larından biliyoruz.

Ayrıca törende Baykar CEO’su Selçuk Bayraktar’ın verdiği bilgilere göre, Baykar’ın kazancının %70 kadarlık bir bölümünün yurt dışı satışlar yolu ile elde ettiğini öğreniyoruz.

Bu türden sistemler elbette kolaylıkla ortaya çıkmıyor. Türkiye’nin savunma sanayii başta olmak üzere sanayii alanında bir beşerî sermaye oluşturmasının burada önemi çok büyük. Türkiye’de insansız sistemler bu kadar göz önünde, lakin bunun mutfağında kabaca 30 yıllık bir emek ve birikim var. Akıncı da üretilmiş diğer SİHA sistemlerinin üzerine inşa edilmiş bir üst düzey insansız sistem. İlk uçuşunu gerçekleştirdiği 06 Aralık 2019 tarihinden bu yana 1100’den fazla sorti yapılarak denenmiş, saatlerce farklı hız ve irtifada test edilmiş ve yaklaşık iki yıllık uçuş testlerinden sonra envantere alınabilmiş.

Kısaca, hiçbir konuda başarı kendiliğinden, zahmetsizce ve çabucak gelmiyor.

Tüm bunlara ilaveten unutmamak gerekiyor ki Türk Savunma Sanayi henüz yolun başındadır fakat seri adımlarla ilerlemektedir. Bu ilerleyişin devam edebilmesinin hangi şartlarda mümkün olacağını da bir sonraki yazımızda ele alalım.