• YARIM ALTIN
    3.451,00
    % 0,11
  • AMERIKAN DOLARI
    18,6447
    % 0,00
  • € EURO
    19,5532
    % 0,00
  • £ POUND
    22,7227
    % 0,05
  • ¥ YUAN
    2,6672
    % -0,44
  • РУБ RUBLE
    0,2960
    % -0,98
  • BITCOIN/TL
    317029,483
    % -1,78
  • BIST 100
    4.944,28
    % -0,27

”Enflasyon Faiz İlişkisi üzerine; yine, yeni, yeniden…”

”Enflasyon Faiz İlişkisi üzerine; yine, yeni, yeniden…”

Bir haber kanalının yaptığı faiz anketine göre Merkez Bankası’nın Ağustos toplantısında herhangi bir değişikliğe gitmeyeceği, dolayısıyla politika faizini %19 seviyesinde sabit bırakacağı yönünde bir sonuç çıkmış. Aşağı yukarı hepimizin düşüncesi bu. Geçen Hafta Perşembe Günü TGRT Haberde de bu şekilde bir yorum yaptım.

Ankete katılanlar yıl sonunda politika faizlerinin en fazla %18 seviyesine düşebileceğini söylemişler. Bir önceki ay yapılan ankette de benzer bir beklenti oluşmuş. Bu arada, katılımcılarının neredeyse yarısı Merkez Bankasından Kasım ayında ilk faiz indirimi beklemekte.

Meselenin özüne dönersek, 12 Ağustos’taki Para Politikası Toplantısından sürpriz bir karar çıkması zor gözüküyor. Ancak, azımsanmayacak bir çoğunluk Merkez Bankasının yıl bitmeden bir faiz indirimi yapacağını düşünüyor. Peki bu nasıl mümkün olabilir ?

Geçen hafta yazdığım bir makalede nominal faiz faiz ve reel faizin içinde olduğu denklemlerden bahsetmiştim. Hatırlatmak gerekirse:

Faiz = Enflasyon + Riskler + X,Y,Z

Reel Faiz = Büyüme + (Faiz Dışı Fazla / Milli Gelir)

Aslına bakılırsa reel faiz, aynı döneme ait nominal faiz ile enflasyonun farkıdır. Buradan hareketle, yıl sonu beklenti enflasyonu önemli bir parametre oluyor. Eğer yıl sonuna doğru enflasyonun düşeceğine dair beklentiler artarsa Merkez Bankası’nın faiz indirmek için yeterli bir alana sahip olabileceği söylenebilir. Elbette, döviz kurları ve büyüme üzerindeki riskleri azımsamamak gerekiyor.

Bereket versin ki, enflasyon düşmesi aynı zamanda risklerin düşmesiyle eşanlı gerçekleşebildiği için 6 aylık sabırlı bir uğraştan sonra, öncelik tespitlerini doğru yaparak arzu edilen noktaya gelmek mümkün. Yeter ki, iktisadın temel kurallarından ve pratikteki gerçeklerden haberdar olduğumuzu gösterelim.

Son olarak şunu hatırlatmam gerekiyor: Yukarıdaki denklemden anlaşılacağı gibi, kamu açığından kaynaklanan yüksek reel faiz ve faiz dışı açığın üzerini örtmek için büyümenin dolu dizgin artırılması kestirme bir çözümdür. İşin aslı vergiler ve borçlanma arttıkça para arzı da büyür: Bu sefer de Merkez Bankası fazla likidite ile uğraşmaya çalışırken faiz açmazı içinde kalır.

Yukarıda anlattıklarımdan anlaşıldığı üzere, enflasyonu düşürmek için topyekün bir mücadelenin içine girmemiz, bu çalışmaya tüm bakanlık ve birimleri dahil etmemiz, bu hedefle çelişen uygulamaları bir süre askıya almamız gerekiyor. Bunun için de irade gerekiyor desem yanlış olmaz.