Üzerinden hafta sonu da geçtiği için geçen perşembe yapılan faiz indirimi ile ilgili analizimizi daha soğukkanlı şekilde derinleştirmek istedim. Söylenen söylendi, yapılan da yapıldı. Zamanı geri çeviremeyiz.

Yazarlar - Prof. Dr. Emre ALKİN  27/09/2021     30 GÜN ÖNCE

Üzerinden hafta sonu da geçtiği için geçen perşembe yapılan faiz indirimi ile ilgili analizimizi daha soğukkanlı şekilde derinleştirmek istedim. Söylenen söylendi, yapılan da yapıldı. Zamanı geri çeviremeyiz.

 

Merkez Bankasının birkaç aydır faiz indirmekle alakalı iştahını, Başkan Kavcıoğlu’nun konuşmalarından takip etmek mümkündü. Hafta başında bazı piyasa aktörleri “200 baz puan indirim bile olabilir” şeklinde görüş belirtiyordu.

Ben ise bana bu şekilde bilgi verenleri şaşırtan bir cevap verdim. Ayrıca da sosyal medyada paylaştım: “İlla indirim yapılacaksa hedeflenen 200 baz puanın tamamı bir kerede yapılsın”. Bahsedilen 200 puanın sırrı şu: Naci AĞBAL‘ın ayrılmadan önce yaptığı ve görevden alınmasına yol açtığı iddia edilen 200 baz puan. Bunu geri alarak adeta para politikasında geriye dönüş yaşanacaktı.

Merkez Bankasının faiz indirimlerini taksitli olarak yapacağına dair bir intiba vermesinin, döviz kurlarını yükseltme ihtimali olduğunu ve bunun da önünde sonunda enflasyona yansıması ihtimali konusunda birçok kez uyarıda bulunan yazılar yazmıştım. Merkez Bankası yönetimi siyaseti yatıştırıp piyasaları fazla korkutmak istemeyince 100 baz puanlık indirim kararı almış gözüküyor. Ancak bu durum farklı komplikasyonlar yaratabilir.

Merkez Bankacılıkta önemli bir kural vardır: Planladığın adımı hemen yapacaksın. Aksi taktirde yan etkileri beklenmedik zararlar yaratabilir. Mesela faiz indirimini tam yapmak lazım ki, yükseltme zamanı geldiğinde piyasaları üzecek seviyelere çıkmasın. Yükseltirken tam yükseltmek lazım ki, indirimlerin bir anlamı olsun.

Açıklama metninde bir cümle var ki aklımı kurcaladı: Merkez Bankası yönetimi çekirdek enflasyonu dikkate alırken konjonktürel gelişmeler ve arz yanlı şoklardan dolayı meydana gelecek fiyat hareketlerini pek dikkate almayacak. Yani “bunlar geçici olduğu için nötralize edeceğim” diyor. Bu kağıt üzerinde doğru olsa bile pratikte birçok sıkıntıyı beraberinde getirebilir. Çünkü fiyat hareketlerinin sakinleşmesi zaman alabilir. Bozulmuş beklentilere rağmen, “biz bu fiyat hareketlerini dikkate almıyoruz” denmesi piyasalar tarafından hoş karşılanmayabilir.

Taksit taksit yapılan faiz indirimleri, denizi doldurmak için atılması gereken 10 Kamyon çakıl yerine “6 kamyon atar yarın gerisini atarız” demeye benzeyebilir. Sabaha kadar deniz 4 kamyon çakılı sürüklediği için 10 kamyonluk işi 14 kamyon çakılla tamamlamak zorunda kalmak da mümkün.

Peki 200 baz puan indirim olsaydı sonuç farklı olur muydu ? Bunu kimse bilemez. Zaten işin zorluğu bu. Eleştirenler “şunu yapsan daha iyi olurdu” derken kararı alanlar “dua edin böyle yaptım” diyor. Bu sebeple kararların sonuçlarını tartışmaktan başka çaremiz kalmıyor. Merkez Bankasının en önemli müdahale gücünün “güven vermek” olduğunu hatırlatıyorum.