Firmalarda öne çıkan konulardan biri yatırım. İş ile direkt ilgili makine, arazi alma vb… Büyüme planları içerisinde yapılan yatırımlar, kontrollü plan çerçevesinde yapıldığı ve takip edildiği sürece oldukça sağlıklıdır. Genelde karşılaştığımız konulardan biri de şirket sahipleri ile şirket yatırımlarının birbirlerine karışması durumu.

Metin Pişkinoğlu Yazarlar - Metin PİŞKİNOĞLU  19/11/2021     11 GÜN ÖNCE

Firmanın gelirleriyle; dolar, dijital paralar, hisseler gibi spekülatif  çeşitlilikte risk ihtiva eden  yatırımların yapılmaması kesinlikle ön şart ! Firmaların kendi faaliyetlerinden çok uzak olan yatırımlarda spekülatif işlemlere girmemesi elzem husus. Patronun şahsi yatırım iştahı ile firmanın temkinli olması gereken yatırım meseleleri birbirlerine kati surette karışmamalı.

 

Nelere yatırım yapılabileceği konusunda birkaç fikir vermemiz gerekirse: Firmalar yeni dünya iş düzeninde inovatif konularda eksiklik duyuluyorsa, Teknokent’lerde yer alan teknoloji & yazılım firmalarına yatırımcı olarak girebilir. Tabiki kendi konuları ile ilgili bu tip firmalar bulmaları gerektiğini özellikle belirtmeye gerek yok. Değişik konulara eğilmiş firmalara yatırımcı olmak,  yine spekülatif hareket  olarak değerlendirilse de alan dışı faaliyet olarak yine fiziki alanda bu tarz tecrübelere girilebilir.

 

Bir diğer yatırım alanı ise yine kendi ana faaliyet alanıyla ilişkili bir gelişim potansiyeli olan şirketin satın alınması olabilir. Özellikle covid sonrası bununla ilgili fırsatlar piyasa da hem yurtiçinde hem de yurtdışında  çokça mevcut. Tabiki burada önemli ve unutulan noktalardan bir diğeri de yatırımın sadece şirket satınalma maliyeti değil; ayrıca alınan şirketin işletme sermayesi ihtiyacı. Bu genelde gözden kaçırılan önemli bir ayrıntı ve bedeli oldukça ağır şekilde ödenmekte.
 Limitli bir yatırım olması gerekir. Mesela x kadar bir sene ve şu kadar yatırım sonrası sonuç gelmez ise zarar kabul edilerek, durdurulacaktır. Proje yönetimi gibi kademeli bir yatırım planı olmalı.  

 

Şu iki meseleyi vurgulamakta özellikle fayda var. Öncelikle şirketin yapacağı bu yatırım miktarı kesinlikle işletme sermayesi ve kendi büyüme planlarını engellememeli. Ve de yapılan yatırım kendi ana faaliyet alanı ile direk ilişkili olmalı ki yaptığı yatırım aslında kendisi için de ARGE faaliyeti gibi olsun. Bu konularda çalışırken özellikle uzman firmalar ile çalışın. Çantacı tabir edilen kişi ve/veya firmalar ile yapılacak çalışmalar para ve zaman kaybına sebep olacaktır.

 

Ana şirketin uzun dönemli stratejik hedeflerine yardımcı olacak bir yatırım olması konusunu birkaç kez tekrarlamış olalım. Bunun hem yurtiçi hem de yurtdışı olması ihtimali gayet anlamlı. Satın alınan ya da iştirak edilen şirketin asıl şirketinizin işletme sermayesini etkilememesi gerektiğini vurgulayalım.     

 

Kurların ve küresel risklerin bu kadar yoğun hareketli olduğu konjonktürde bu konuları gündeme getirmek, çok gereksizmiş gibi görülse de fırsatların karşınıza ne zaman çıkacağı hiç ama hiç belli olmaz.

 

Finansal hacim, ürün yapısı, insan kaynakları müsait olan şirketlerimiz Silikon Vadisi gibi yerlerde direkt kendi personeli ile yatırım yapabilmekte, ancak bu kaynak açısından her şirketin başa çıkamayacağı bir seçenek. Birkaç şirket bir araya gelip, bir ortalık kurup bu tip yatırım seçeneklerinde  riski dağıtarak Start-up tipi yatırımlarda bulunabilirler veya Ticaret Odaları, Organize Sanayi Siteleri çatısı altında oluşturulabilecek alternatifler de olabilir.

 

En kolay cevap tabiki hayır, bu tip bir rekabet ortamında imkansız görüşü benimsenerek reddilmesi
Bir düşünmekte fayda var…

 

Şirketlerimizin satışlarında ihracatın payının %50’yi geçmesi sonucu, bahsedilen yoğun rekabet aslında yurtdışında firmalarımızın birlikte çalışmasını arttırabilir ve de şirket birleşmelerini, ortaklıklarını hızlandırabilir.