• YARIM ALTIN
    3.793,00
    % -0,47
  • AMERIKAN DOLARI
    18,8321
    % 0,05
  • € EURO
    20,3245
    % 0,05
  • £ POUND
    22,7312
    % 0,21
  • ¥ YUAN
    2,7796
    % 0,07
  • РУБ RUBLE
    0,2670
    % 0,17
  • BITCOIN/TL
    430994,537
    % -2,06
  • BIST 100
    4.836,12
    % -3,23

Gözler 20 Temmuz’da

Gözler 20 Temmuz’da

Üzerinden tam 47 yıl geçti. Biraz daha beklense neredeyse bir katliama gidecek sistematik saldırıları durdurmak ve Türk halkının elinden alınmaya çalışılan haklarını korumak  amacıyla yapılan Kıbrıs Barış Harekatı’nın üzerinden tam 46 yıl geçti.

20 Temmuz 1974’te Başbakan Bülent Ecevit’in liderliğinde, rahmetli Necmettin Erbakan’ın siyasi desteğinde Türkiye’nin başlattığı tarihi askeri harekat, 14 Ağustos’taki ikinci adımla tamamlandı. ‘Ayşe tatile çıktı’ parolasıyla başlayan harekat tam bir zaferle sonuçlandı.

Lefkoşa’nın kuzeyi dahil olmak Kıbrıs’ın yüzde 37’si Rumlardan temizlenerek Türk kontrolüne geçti.

Türkiye’nin 40 bin civarı askeri adanın kuzeyine yerleşti. Türklere karşı Yunanistan destekli Rumların katliamına ses bile çıkarmayan ABD, Avrupa ve BM harekatı istila ve işgal olarak değerlendirecek kadar ileri gitti. Şubat 1975’de ABD, Türkiye’ye silah ambargosu koydu. 15 Kasım 1983’de ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kuruldu.

Takdir edersiniz, Türkiye’nin Libya’dan, Suriye’ye, Doğu Akdeniz-Ege’den, Irak’a ve Azerbaycan’a dek uluslarası eksende hayati askeri stratejik öneme sahip ve doğrudan ulusal güvenliğini ilgilendiren milli meseleleri var.

Ancak, Türkiye’nin Kıbrıs Davası da ayrı bir öneme sahiptir. Ulusal güvenlikle doğrudan ilintili bir davadır; çünkü şimdi bu noktada ve Doğu Akdeniz ekseninde dünya devlerinin cirit attığı bir yerdeki kurtlar sofrasından bahsediyoruz artık.

Hata yaptığınızda, soydaşlarımızın, kardeşlerimizin hakkı olan toprakları ellerinden almak için bir anda hamleler yapma adına ağzının suyu akan bir kurtlar sofrasından bahsediyoruz.

Yani 1974’den bu yana birşey değişmedi. Aksine zemin daha kaygan ve riskli hale geldi.

Ve günümüze gelelim. Ada’da barış olsun bahanesi ile Rumlara KKTC’yi peşkeş çekmeye hazırlanan AB, son olarak
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 Temmuz’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) gerçekleştireceği planlanan ziyarete dair şimdiden ‘Geziyi yakından izleyeceğiz. Buradaki tutum Türkiye-AB ilişkilerini belirleyecek’ diye konuşacak kadar işi tehdit boyutuna götürdü.

Ama şimdiden söyleyeyim; AB’yi de, ABD’yi de ve diğer tüm kafasında hesaplar içinde olanları da büyük sürprizler bekliyor.

SÜRPRİZLER GELEBİLİR

Bu sürprizler arasında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarına ilişkin bir müjdesi, bir bölümü ziyarete açılan Maraş’ın tamamen açılmasına yönelik bir çıkışı ve İHA ve SİHA’larla donatılan Geçitkale Üssü’nün daha da kapsamlı hale getirilmesi yönünde bir açıklama olabilir.

Türkiye’nin Ada’da mevcut askerlerine ek olarak bir deniz üssü kurma paralelinde de bir çalışması olduğunu hatırlatalım. Bunu da yadırgamayalım, şu an ABD, Rusya ve Fransa bile Rumlardan bir askeri üs kapma peşinde. Malum zaten İngilizlerin garantör olarak F-35 savaş uçaklarının bile olduğu iki dev askeri üssü mevcut.

KRİTİK ZİYARET

KKTC’ye dair bir kez daha eşit egemen devlet kararlılığını seslendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan bundan iki hafta önce bir açıklamasında çok kritik mesajlar vermişti ve aynen şöyle söylemişti;

‘ İnşallah 20 Temmuz’da ben Kıbrıs’ta olacağım ve Kuzey Kıbrıs’tan gerekli mesajları tüm dünyaya inşallah oradan vereceğim ve onun için Kuzey Kıbrıs’ta olacağım. Çünkü Kuzey Kıbrıs’ta bizim bulunmamız, Kuzey Kıbrıs’tan bizim vereceğimiz mesajlar sadece adayı değil tüm dünyayı ilgilendiriyor ve eğer siz bu kararlılığınızı göstermezseniz, bu duruşunuzu ortaya koyamazsanız, kimse sizi adam yerine koymaz. Şimdi havaalanı olarak iki tane havaalanı var Kıbrıs’ta; birisi işte Türkiye’de tüm vatandaşlarımın bildiği Ercan, birisi de tabii daha önce orada bulunan, ama biz orayı da şimdi bir değişikliğe sevk etmek suretiyle yeni bir isimle ve daha çok SİHA’larımızın ve İHA’larımızın yer aldığı alan. Bunları niye acaba bu denli hareketlendiriyoruz, sebep? Bölgede olabilecek herhangi bir saldırıda güçlü olmamız lazım. Güçlü olmak için de havada, karada, denizde her şeyinle var olacaksın. Peki, var mıyız? Evet, varız. Kaldı ki hepsini koy bir kenara, biz zaten şuradan hemen Anamur’dan, Mersin’den uçaklarımızı kaldırdığımız zaman, Adana’dan kaldırdığımız zaman, uçaklarımız anında nerede? Oradalar. Yani bizim için zaman mefhumu burada zaten yok. Bütün mesele nedir? Siz yere sağlam basacaksınız, özgüveniniz olacak. Türkiye olarak biz varız. ”

Evet aynen böyle; 20 Temmuz’da herkesin gözü kulağı KKTC’de olacak. Asıl mesele ne biliyor musunuz?

TÜRKİYE’NİN GÖZÜ KULAĞI

Geçitkale Üssü oraya daha da güçlendirilerek açılmak zorunda. Çünkü, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Akdeniz’deki gözü ve kulağı olacak. KKTC’nin güvenliği ve bizim için gereklidir. Öte yandan, KKTC’de kirli bir istihbarat propagandası, beşinci kol faaliyeti de yürütüldüğü biliniyor. Orada halka çeşitli kamuoyu yoklamaları adı altında, Türkiye ile mi olmak istersiniz, yoksa AB çatısı altında Rumlar içinde kardeşlik içinde mi yaşamak istersiniz?’ şeklinde kafa karıştırmaya yönelik tehlikeli sorular soruluyor. Türkiye bu konuda oyuna gelmez, KKTC de farkında, o da gelmez. Ama, çok dikkat etmek lazım.

Doğu-Batı Akdeniz şu an dünyanın en kritik bölgelerinden. Atlantik’ten gelip Cebelitarık’tan girdiğinde Akdeniz karşılıyor, Süveyş’ten Orta Doğu’ya iniş çıkışlarda Akdeniz karşılıyor, Kuzey Afrika’ya, Orta Doğu’ya hakimiyet, İsrail’e bakış, Suriye karasuları düşünüldüğünde Kıbrıs inanılmaz bir merkez.

Bu merkezde Türkiye her açıdan rol alacak. Orada KKTC’nin olması birinci sebep. Çünkü kardeşimizdir. İkincisi de Türkiye’nin uluslararası menfaatleri. Kıbrıs bizim stratejik gözümüzdür.

Unutmadan bir dip not: Ada’da iki askeri üssü olan İngiltere’den KKTC ile ilgili ilginç adımlar da gelebilir.