• YARIM ALTIN
    3.506,00
    % 0,42
  • AMERIKAN DOLARI
    18,6440
    % 0,01
  • € EURO
    19,6447
    % -0,27
  • £ POUND
    22,8636
    % 0,13
  • ¥ YUAN
    2,6808
    % 0,15
  • РУБ RUBLE
    0,2984
    % 0,48
  • BITCOIN/TL
    319606,394
    % -0,48
  • BIST 100
    5.005,30
    % 3,08

Kalkınma ve Ekonomik Büyüme Göstergeleri Pusulamız Olabilir mi?

Kalkınma ve Ekonomik Büyüme Göstergeleri Pusulamız Olabilir mi?

Gündem bu denli yoğunken, çeşitli ülkelerden Ukrayna’ya yardım mesajları ile ekonomik-askeri destek açıklamaları geliyordu. Rusya’ya ise İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve tarafsız görmeye alıştığımız İsviçre gibi küresel finansal sistemin aktörlerinin peşi sıra duyurdukları yaptırım haberleriyle karşılaştık. Neredeyse dünya, soğuk savaş günlerini bile aratan ve nükleer tehdidin eylemlerle hortladığı bir döneme girecekti. Tüm bu gelişmelerin yaşandığı süreçte ise Türkiye’nin 4. Çeyrek ve 2021 yılında göstermiş olduğu büyüme performansı, ülkenin istatistik kurumu (Tüik) tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. 28.02.2022 tarih ve 45548 sayılı Tüik haber bülteninde açıklandığı üzere, Türkiye’nin üretim yöntemi kapsamında “zincirlenmiş hacim endeksi olarak (2009=100)” 4. Çeyrekte yüzde 9,1 ve 2021 yılı ortalama büyüme hızı da yüzde 11.0 olarak tahmin edildi. Ayrıca ülkenin, 2021 yılında kişi başına GSYH’sı cari fiyatlarla 85 672 TL ile ABD doları cinsinden ise 9 539  olarak hesaplanacaktı.

Bahsedilen tüm bu oranlar ile rakamların, elbette daha iyi anlaşılması adına, son yıllarda dünyadaki çeşitli ülkeler ve Türkiye’nin nasıl bir gelişim süreci sergilediğini paylaşmakta fayda görüyorum. Bu bağlamda yönümüzü tespit etmek adına, Uluslararası Para Fonu (IMF) göstergelerini referans alarak çeşitli bulgulara yer vereceğim.

Son dönemde güncellenen IMF gösterge ve sınıflamalarına göre, reel (gsyh) ekonomik büyüme performansları çerçevesinde, gelişmekte olan ülkeler ortalama yüzde 6,4, gelişmiş ülkeler yüzde 5,2 ve dünya ortalaması da 2021 yılı için yüzde 5,9 oranlarına revize edildi (Erişim tarihi, 02.03.2022). Elbette çeşitli ülkelerden veriler güncellendikçe, bu oranlar da 0,5 ile 1 puan seviyelerinde değişebilir.

IMF göstergelerine göre 2021 yılı reel gsyh büyüme olanlarındaki artışa göre şaşırtıcı olabilir dünyadaki ilk beş ülke;

  1. Libya   yüzde 123.2
  2. Guanya yüzde 20,4
  3. Macao (Çin özel yönetim bölgesi) yüzde 20.4
  4. Maldivler  yüzde 18.9
  5. İrlanda yüzde  13

biçiminde sıralanmakta. Bu listeye göre dünya genelinde Türkiye, revize edilmemiş yüzde 9 büyüme oranıyla El Salvador ile 12 ve 13. sıraları paylaşıyor. Tüik tarafından açıklanan yüzde 11 oranı revize edildiğinde ise Şili ile dünyada 8. hızlı büyüyen ülke konumuna yükselecek. Listenin alt sırlarına doğru gelişmiş ülkelerin İngiltere yüzde 6,8, ABD yüzde 6, Almanya yüzde 3,1 büyüme sergilediklerini de ekleyelim. Reel büyüme oranlarının yüksek olması ekonomik canlılığa işaret. Ancak, ülkelerin büyüme oranlarının -ekonomik ölçeklere- göre farklılık yaratması, dış yatırımları çekmede düşük bir etkiye sahip olabiliyor.

Akıllara takılan diğer bir konu da büyüme oranları karşısında, reel kişi başına düşen ABD doları bazlı gelir dağılımıyla ilgili göstergelerin nasıl bir görünüm sergilediği?

IMF’ye göre ABD doları cinsinden cari fiyatlarla kişi başına düşen gelirde; 131,3 bin dolar ile Lüksemburg ilk sırada, ikinci sırada 102.39 bin dolar ile İrlanda’yı ve üçüncü ülke olarak da 93,52 bin dolar gelirle İsviçre’yi görüyoruz. Bu listede ABD’nin ise Norveç’in (82,24 bin dolar) ardından, 69, 38 bin dolar ile beşinci sırada listelendiğini görüyoruz.

Zihinleri bulandıran büyüme oranları ve gelir dağılımları hakkında çok çeşitli hesaplama türleri ve sıralamalara ulaşmak mümkün. Dünyada yaşanılan krizler, son yıllarda etkisini yakından hissettiğimiz Covid-19 gibi salgınlar, nüfus artış veya azalışları, ülkelerin üretim ve kalkınma göstergelerini olumlu veya olumsuz etkileyebiliyor. Döviz kurlarındaki oynaklık, ithal girdiyle üretim, ihracat oranlarında beklenti altında yükselmeler, turizm gibi çoğu sektörde yaşanılan veya yaşanabilecek olumsuzluklar da elbette ki gelir açısından düşüşlere yol açabiliyor. Örneğin Türkiye’nin cari fiyatlarla kişi başına düşen gelirin 2013-2014 yıllarında, 12 bin ABD doları (IMF verileri) üzerinde gerçekleştiğini hatırlatmakta fayda var. 2020’de 8 bin ABD doları gelirle anılan ülkenin, Tüik’in hesaplamalarıyla son günlerde 9.500 ABD dolarını aştığını ve yükselen bir trende girildiğinin de altını çizelim. İlginç bir tespit olarak da yoğun bir nüfusa sahip olan Çin Halk Cumhuriyeti’nin 2014 yılında kişi başına düşen gelirin 7,6 bin dolardan, 2021 yılında 11,89 bin dolara çıktığını da yine IMF göstergelerinden tespit edebilmekteyiz.

Gelir ve toplam üretimle ilgili uluslararası Milyar ABD doları cinsinden fiyatların oranlanmasıyla yapılan satın alma gücü paritesi hesaplamalarına göre, 2021 yılında 27.07 (bin) dolarla Çin Halk Cumhuriyeti ilk sırada, ABD 22,94 (bin) dolar ile ikinci ve 10.18 (bin) dolar ile Hindistan üçüncü, 3,28 (bin) dolar ile İngiltere’nin ardında, 2,87 (bin) dolar ile 11. sırada Türkiye yer alıyor.

Cari fiyatlarla Milyar ABD Doları cinsinden ise sıralamada ABD (22,94 bin ) açık ara birinci, Çin Halk Cumhuriyeti (16, 86 bin) ikinci, Japonya ise (5,1 bin) ile üçüncü konumda. Türkiye ise 795,95 bin dolar ile 21. büyük ekonomi…

Bahsettiğimiz tüm bu ve diğer hesaplamaların, göstergelerin ve oranların ülkeler açısından uluslararası yatırımları ve hatta ticaretin yönü ile makroekonomik politikalar belirlenirken de değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Bireysel yatırımcılar için yön bulmada bu şekilde çeşitlilik sergileyen büyüme ve kalkınma göstergeleri dikkatle izlenmelidir. Ayrıca dış ticaret ve mali verileri de göz önünde bulundurmak ve geniş bir yelpazeye yayılan risklere de dikkat edilmesiyle, zarar etme olasılığının bir nebze de olsa önüne geçilmesine katkı sağlanacaktır.

Prof. Dr. Ahmet ATAKİŞİ  (Trakya Üniverstiesi Öğretim Üyesi)