• YARIM ALTIN
    3.431,00
    % -0,06
  • AMERIKAN DOLARI
    18,6439
    % -0,06
  • € EURO
    19,5081
    % 0,30
  • £ POUND
    22,5968
    % 0,34
  • ¥ YUAN
    2,6236
    % -0,18
  • РУБ RUBLE
    0,3124
    % 0,57
  • BITCOIN/TL
    319654,517
    % 1,50
  • BIST 100
    4.977,64
    % 0,31

Putin’in savaşında sorular ve gelecek projeksiyonu

Putin’in savaşında sorular ve gelecek projeksiyonu

Evet bugün Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının 8. günü.

Rusya Lideri Vladimir Putin ve kurmayları 9 gün öncesine dek Donbass bölgesi dışında bir işgal girişiminde bulunmayacaklarınıdefalarca söyledi.  Resmi açıklamalar yapıldı.

Batıya göre de, Donetsk ve Luhansk bölgelerinin bağımsızlıklarını  bahane ederek Ruslar o bölge ağırlıklı bir harekat başlatacaktı. Tüm dünya medyasında da beklentiler genelde böyle idi. Ukrayna genelinde de yığınaklar buna göre yapıldı. Ama beklenenlerin çok ötesinde bir tablo ortaya çıktı.

Putin, Ukrayna çapında korkunç kanlı bir saldırı başlattı.  Siviller katledildi. Ülkenin başta başkenti Kiev olmak üzere neredeyse tamamına saldırılar düzenlendi. İnsanların yaşadığı apartmanlara roketler atıldı. Çocuklar öldü.

Bu savaş nereye gider?

Bize gelen ve en fazla sorulan soru bu.

Bir kere bu soru normal ülkeler arası krizde kolay yanıtlanabilir. Mantıklı liderler öncelikle kendi ülkelerinin toprak bütünlüğü üzerine kurulu olarak vatandaşlarının her açıdan savaştan zarar görmemesini ister. Gerekmedikçe savaşmaz. Olursa da; Uzayan bir savaş ve çatışma ortamının ülkelerine her yönden hasar vereceğinden hareketle en geç 1 hafta 10 günde itidal seçeneğine yönelir. Eğer kendilerine yönelik bir yok etme amaçlı hücum yoksa.

Ama işin içinde bu yönde açıklamaları ile de hatırladığımız Putin gibi kafasında Rus hegamonyası ve büyük Rusya rüyası barındıran yüksek egolu bir kişilik olunca yanıt karamsarlaşıyor ve belirsiz bir hal alıyor.

Bir kere bu hedeflerle yola çıkan Putin bu kadar elini açtıktan, dünya için bu kadar tehdit olarak görüldükten, bu kadar geri dönülmez bir yola çıktıktan sonra artık ya var olmak için elinden geleni yapacak. Ya da tarih sahnesinde gerek kendi kamuoyu gerekse yurtdışı baskısı nedeni ile bir daha rol alamayacak.  Putin de bunun çok farkında. Kazanmak için her hamleyi deneyebilir.

Bu süreçte son durumun nasıl şekilleneceği, Rusya’nın batının yağmur gibi gelen yaptırımı ve ağır ambargolarına ne kadar dayanacağı ile Ukrayna direnişinin ne karar süreceğine bağlı. Yani, uzayan sürede bir nevi dayanıklılık ve sinir savaşı olacak.

Unutmayalım, batı bir yandan Ukrayna’ya silah gönderirken, ambargo ve yasaklarla, sadece Putin ve yönetimini değil tüm dünyada on milyarlarca dolar yatırımı ve malı olan zengin oligarkları ve Rus halkını da rahatsız etmeyi hedefliyor.

Böylece de bir süre sonra Putin’in iç kamuoyundan da tepki ile karşılaşması hedefleniyor.  Hatta savaşla ilgili süreç uzadıkça Rusya sokakları da karışır hesabında olan bir batı dünyası kafası var.  İnsan tam bu yaşananlara bakınca , ‘Bu kadar akıllı stratejist bir Putin acaba gaza ve oyuna getirilerek Ukrayna bataklığında tuzağa mı düşürüldü ve böylece içte ve dışta itibarsızlaştırılarak kurtulunmak mı isteniyor’ sorusu da akla gelmiyor değil.

Yine de; Bu dayanabilme savaşını kim kazanacak göreceğiz.

Ancak, son noktada dediğimiz gibi Putin, Donbass bölgesinde ( ki bu da Ukrayna toprağıdır asla parçalanması bile kabul edilemez) kalmayıp el yükseltip tüm Ukrayna’yı işgal etmek isteyince işin rengi değişti.

TARTIYA ÇIKTI

Bugüne dek karizması ile hep kilosunu söyleyen Putin bu kez tartıya çıktı. Yine de ezici üstünlüğü olsa da, sıcak süreçte Rus Ordusunun eksikleri de ortaya çıktı. Ama karşısında beklemediği bir karşı koyma da buldu. Bu arada, belki de, Ukrayna ordusu içinden kısa sürede kendisine destek verileceği beklentisi ile dağınık bir saldırı planı gerçekleştiren Rus Lider işler ters gidince de bu kez nükleer caydırıcılık tehdidini ortaya attı. Putin’in Ukrayna Ordusunda bir kesime güvendiği ihtimalini arada Ukrayna Lideri   Zelenskiy’e darbe yapın çağrılarından anlayabiliriz diye iddiada bulunan analistler var.

MÜZAKERELER ÇIKMAZI

Savaşın 5. günündeki ilk tur sonrası bu sabaha planlı taraflar arası 2.tur müzakereler yapılsa da beklendiği gibi net olumlu sonuçlar elde edilemiyor.  İnşallah bu sabah olur ama zor. Bu arada da çünkü Rusya yavaş yavaş başta Kiev olmak üzere Ukrayna’nın önemli merkezlerinde çemberi daraltıyor.

Putin beklendiği gibi, Ukrayna yönetiminin devrilmesini ve kendisine yakın bir yapının gelmesini istiyor.  Belarus da Putin’in yanında. Bu nedenle batı bunu da fırsat bilerek daha önce sorunlu olduğu Belarus yönetimine de baskı uygulamaya başladı.

Şimdi Ukrayna’ya ABD ve batı ülkeleri silah da gönderiyor. Tankları durduracak roketler gönderiliyor.  Bu da direnişi uzatacak. Ukrayna’ya paramiliter güçlerin sızdığı iddiaları da var.

NATO HAREKETLENDİ, ANCAK!

Bu dönem yani Putin’in saldırgan pozisyonu uykuda ve dağılmış Nato’yu da biraz olsun birleştirdi.  Ancak, bunu da süreklilik açısından izlemek gerekecek.

ETKİLER NELER?

Sonuç olarak, bu dayanıklılık savaşı sonucu belirleyecek. Avrupa’nın doğal gaz ihtiyacının önemli bölümünü karşılayan Rusya’nın elinde tuttuğu enerji silahının başta Almanya olmak üzere Avrupa’yı ne derece etkileyeceği de buna dahil. Putin artık ya Ukrayna’da başarılı olacak ve sonrasında nerelere yöneleceği gibi tatsız bir gelecek konuşulacak ya da kendisi için sonun başlangıcı konuşulacak.

Ancak ne olursa olsun, aynı zamanda Türkiye’ninde alıcısı olduğu Rusya ve Ukrayna merkezli tahıl temini ile enerji fiyatları da gelecek dönemde tedirgin edici boyutlara ulaşabilir.

Türkiye’nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi temelinde ise daha önceki tecrübeleri paralelinde denge politikasından vazgeçmeyeceği görüşü hakim.

TÜRKİYE DİKKATLİ OLMALI

Ama batı ambargolar konusunda Türkiye’ye sen de birşeyler yap dediğinde sıkıntılar ortaya çıkabilir. Ki bu konuda batıdan dediğimiz gibi sinyaller gelmeye başladı.  Türkiye, Rusya’nın işgalime şiddetle karşı çıkıyor ama öte yandan da 32 ülke hava sahasını kapatırken, Ankara bu yolun Moskova’yı daha da hırçınlaştırabileceğini söylüyor ve sahayı kapamıyor.  Ne Rusya için batı ile, ne de batı için Rusya ile köprüleri atmaya değer. Doğrusu, Moskova’ya bu hırçınlıktan vazgeçmesi için baskıda bulunmak olacaktır.

Akıllı ve dengeli politikalarla NATO-Rusya- ABD ekseninde Türkiye çok şey kaybetmeyecektir. Daha önce aceleci ve fevri politikalarımızın hasarını bugün düzeltmek için nasıl uğraştığımız malumunuz.

Oyunu herkes büyük oynuyor, küçük duygusal ve aceleci düşünme lüksümüz yok.

Türkiyemiz kıymetlimiz…