• YARIM ALTIN
    3.460,00
    % 0,06
  • AMERIKAN DOLARI
    18,6362
    % -0,02
  • € EURO
    19,4930
    % -0,14
  • £ POUND
    22,5876
    % -0,19
  • ¥ YUAN
    2,6686
    % 0,15
  • РУБ RUBLE
    0,2949
    % -0,23
  • BITCOIN/TL
    316584,259
    % -0,13
  • BIST 100
    5.000,14
    % 0,85

Sağlık çalışanları ülke genelinde greve gitti

Sağlık çalışanları ülke genelinde greve gitti
——– PARAKULE.COM ——–

100.000'in üzerinde üyesi bulunan Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) yanı sıra Türk Dişhekimleri Birliği (TDB), ayrıca hemşireler ve diğer bazı sağlık çalışanları örgütlerinin grevi, hükümetin sağlık çalışanlarının ücret ve yardım taleplerini defalarca reddetmesinin ardından gerçekleşti. Hekimsen Hekimler Birliği Sendikası, başlangıçta 17-18 Şubat için grev çağrısında bulunan TTB ve TDB üyelerinin 8 Şubat’ ta düzenlenen greve katılacağını açıklamıştı.

Bir günlük iş bırakma eylemi, 14 Aralık'ta TTB ve 21 Ocak'ta Hekimsen' in düzenlediği grevlerin ardından gerçekleşti. Ayrıca sağlık çalışanlarının grevi, Türkiye'nin dört bir yanına yayılan yaban kedisi grevi niteliği de taşıyor ve kitlesel protesto dalgası şeklinde.

2022'nin başından bu yana metal işçileri, madenciler, kargo kuryeleri, tekstil işçileri, liman çalışanları, gıda işçileri ve inşaat işçileri ücret artışı ve daha iyi yaşam koşulları talebiyle birbiri ardına çalışmayı durdurdu. İşçiler, sendikal bürokrasinin ve devletin grev eylemi konusundaki yaptırımlarına karşı çıkarken, her geçen gün daha geniş işçi katmanları birbirlerinden ilham aldı. Protestolar, kapitalist yanlısı sendikalardan bağımsız olarak patlak verdi ve işçiler sosyal medyayı da, mücadele yöntemlerini tartışmak ve koordine etmek için kullandı.

Son günlerde, bu grev dalgasının üzerine yüzde 125'e varan elektrik zammına karşı kitlesel protestolar da gerçekleşti. Ağrı'nın 130 bin nüfuslu Doğubayazıt ilçesinde binlerce kişi sokaklara dökülürken, Hakkâri, Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır, Muğla ve Bursa'da da protesto gösterileri düzenlendi.

Elektrik fiyatlarına yapılan zamların dışında, benzin fiyatlarına yapılan yüzde 50'lik zam ve temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarının iki katına çıkması, bir araya gelemeyen milyonlarca işçinin öfkesini ve duruma muhalefetini körüklemiş durumda. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, resmi yıllık enflasyon Ocak ayında yüzde 48'e ulaştı (2001 krizinden bu yana en yüksek oran). Bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENAGRUP) ise gerçek enflasyon oranın yüzde 114 olduğunu bildirdi.

SAĞLIK ÇALIŞANLARI DA HAREKETE GEÇTİ

Covid’ le mücadelede ön saflarda yer alan sağlık çalışanları ve resmi kitlesel enfeksiyon politikalarının yol açtığı sıkıntılar ve artan pahalılığından da büyük ölçüde etkileniyor.

TTB'den yapılan açıklamaya göre, “Bugün emekli hekimlerin maaşı 2.300-4.000 Türk lirası arasında; bir pratisyenin temel maaşı yaklaşık 4.900 TL'dir. 30 yıllık uzman hekimin temel maaşı 5.800 TL'dir” dedi. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) verilerine göre, Ocak 2022 itibarıyla Türkiye'de dört kişilik bir aile için yoksulluk sınırı ise 13 bin 843 liraya ulaşmış durumda.

Türk Tabipler Birliği (TTB), “hekimlerimizin, dünyanın herhangi bir ülkesinde en düşük maaşlardan bazılarını alan ve en çok şiddete maruz kalan hekimleri temsil ettiğini” belirtiyor.” TTB, “Türkiye, 2020 verilerine göre uzman hekim maaşları açısından OECD üyesi ülkeler arasında sondan altıncı sırada yer alıyor. Pratisyen hekim maaşlarına gelince, 17 ülke arasında 14. sırada yer alıyor.” Açıklamasında bulundu. Ayrıca “Türkiye, 2020 yılında hasta başına düşen hekim sayısı bakımından OECD ülkeleri arasında 37'nin 34'üncüsü konumundadır.” dedi.

TTB, 26 Ocak' ta “hekimlerin ekonomik ve kişisel menfaatlerini düzenleyen yasa tasarısının geri çekilmesine ve Ocak ayında görüşülmesi gerekmesine rağmen hala görüşülmemesine karşı ”Beyaz Nöbetler“ adı verilen eylemlerine başladı. Talepleri karşılanmadığı takdirde 8 Şubat'ta da grev yapacaklarını ilan etmişti.

Türk Tabipler Birliği grev esnasında, sağlık çalışanlarının grev süresince “acil hastaların, diyaliz hastalarının, acil veya riskli gebelerin, çocuk acil durumlarının, kanser hastalarının, yoğun bakım hastalarının bakımlarının kesintiye uğramaması için özel çaba sarf edeceklerini, yoğun bakım ve yatan hastaların herhangi bir tıbbi zarara uğramaması” için özel çaba sarf edeceklerini vurguladı.

Sağlık sistemi işleyişindeki aksaklıkların altını çizen sağlık çalışanları, “Hastalar aylarca randevu alamıyor, acil başvuru numaralarımız olağanüstü durumlar yaşayan bir ülkede görülebilecek oranlarda. Hekimlere/hastalara dayatılan 5 dakikada yapılan tıbbi muayene, bu sorunu çözmez” diyor.

Türkiye'de hekimler arasında yaşanan Covid kaynaklı enfeksiyon ve ölüm oranlarının dünyanın ilk sıraları arasında yer aldığını belirten TTB, “COVID-19’ un Meslek Hastalığı olarak kabul edilmesi” da talep ediyor.

Sağlık çalışanları özellikle halkı da greve destek vermeye çağırdı: “Topluma da sesleniyoruz; bu grev sadece doktorlar ve sağlık çalışanları için değil, hepimiz için. Aylarca doktor randevusu beklemek zorunda kaldığınız, özel hastanelerde mahsur kaldığınız bir sağlık sistemine bu kadarı yeter diyebilmek için bu grev… Hastanelere gelin grevde yanımızda olun.”

TTB açıklamasında, bu grevin sadece bir gün süreceğini ve önümüzdeki dönemde daha uzun süreli iş durdurmaların yapılabileceğinin sinyalini verdi.

Hükümetin ve Sağlık Bakanlığı'nın COVID-19 pandemisine değerlendirmesini eleştiren Türk Tabipler Birliği, “COVID-19 pandemisi sırasında neredeyse hiçbir bilimsel önlem almayan, hem toplumun hem de bizler arasında Covid kaynaklı ölümler gerçekleşmesine rağmen hükümet ve Sağlık Bakanlığı, Covid’ karşı alınan tüm önlemleri kaldırarak bilimsel bilgi ve tarihsel deneyimleri tamamen yok saymıştır.”

Doktorlar ve halk sağlığı uzmanları daha önce hükümetin salgını ve sonuçlarını küçümseme yönlü değerlendirme ve uygulamalarını kınamışlardı. TTB, 3 Şubat tarihli açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Birçok hastanede klinikler kapanıyor ve sağlık hizmetleri aksıyor. Sağlık Bakanı'nın büyüyen bu krize karşı 'endişelenmeyin' söylemi bilim dışıdır ve halk sağlığını hiçe saymaktadır.”

“Hükümet peş peşe yaptığı açıklamalarla mevcut duruma karşı herhangi bir önlem almadı. Açıkça gerçeği örtbas etmeye niyetliler” diyen TTB, “Günlük vaka sayısının 100 bini, ölüm sayısının 200'ü geçen bir hastalığı griple karşılaştırması Sağlık Bakanı'nın bilimselliği değil. Salgın en yakıcı haliyle devam ediyor.”

Nitekim, Ocak ayı sonlarında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca şu açıklamayı yaptı: “Merak etmeyin, hastalık eskisi kadar güçlü değil. Gripten kaybedilen vatandaşlarımızın sayısını günlük olarak açıklarsak, pandemiden farkı olmadığını görürüz. En kötü günler sona erdi.” Ayrıca, “Temel kişisel koruma önlemleri ve aşılar hariç tüm kısıtlamaları kaldırdık. Pandemi temelli olarak gidiyor.”

Ancak Dünya Sağlık Örgütü' nün (DSÖ) verilerine göre, Türkiye'de 2018 yılında toplam 7 bin 931 kişi grip ve zatürreden hayatını kaybetti. Öte yandan, Türkiye'de iki yıllık salgın döneminde resmi ölü sayısı 90 bine iken, TTB Pandemi Çalışma Grubu üyesi Güçlü Yaman'ın son hesaplamalarına göre ise, 1 Şubat itibarıyla salgından kaynaklanan fazla ölüm sayısı 251 bini aştı.

Worldometer verilerine göre, hükümetin salgının sona ermek üzere olduğunu ilan ettiği Türkiye'de 7 günlük hareketli ortalama COVID-19 vaka sayısı 100 bini aşarken, 7 günlük ortalama ölü sayısı 214 oldu.

Türkiye'de virüsten en sıkı şekilde korunan kişilerden biri olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumartesi günü Covid ile enfekte olduğunu açıkladı. Bu, hükümetin pandemi kapsamında alınan halk sağlığı önlemlerini kaldırmasıyla virüsün her yere yayıldığının altını da çiziyor.

Hükümet, kitlesel enfeksiyon ve ölümleri normalleştirmeye yönelik bilimsel olmayan kampanyasıyla, pandemi verilerinin haberciliğinin ve bu haberlerin medyada yer almasının önüne geçmek için ABD'den Kanada'ya ve Avrupa ülkelerine kadar iktidarda bulunanların yolundan gidiyor.

Parakule web sitesinde, abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen tıklayın.

GÜNÜN MANŞETLERİ