Merkez Bankası Para Politikası kurulu çoğunluğun beklediği gibi karar verdi ve pas geçti. Ancak daha önceki birçok yazımda belirttiğim gibi, pas geçmek sorunları çözmemizi sağlayamayacak.

parakule.com Yazarlar - Prof. Dr. Emre ALKİN  19/03/2022     147 GÜN ÖNCE

 Fed ile birlikte faiz yükseliş rallisi başlıyor ve % 55 enflasyona % 14 politika faizi ile gemiyi sakin sulara çekmemiz pek mümkün değil. 

 

Türkiye'nin CDS primleri geçen yıl şikayet ettiğimiz 500 seviyesinin üzerinde. Hatta bir ara 700'leri de gördük. Şu an 600’ün etrafında dolaşıyor. Dünya'nın en yüksek risk primi taşımakta olan ülkelerinden biriyiz. Bu durum tasarruf açığı yaşayan Türkiye'nin dış kaynak maliyetlerini artırıyor. Merkez Bankası'nın faiz kararından sonra yaptığı açıklama enflasyonun beklenenden daha yüksek ve uzun süre devam edeceğini gösterirken, politika faizlerinin bu seviyede tutulmasını açıklamak çok zor.

 

Merkez Bankasının açıklama metninden şunu da anlıyoruz: Enflasyon dış sebeplerden kaynaklanıyor ve Ukrayna-Rusya gerginliğinin bitmesine, baz etkisinin gücüne bel bağlanmış. Özetle Merkez Bankası "benim elimden bu kadar geliyor" demek istemiş. Ben kendi adıma şunu ifade etmek istiyorum: Bu durum sürdürülemez, politika faizleri bir ara toplantıyla bile yükseltilebilir. Swapla oluşturulmuş rezervleri piyasaya satarak kurları sakinleştirmenin sonuna geldiğimizde faizler sert bir şekilde yükselecek. 

 

“Kurşun ata ata biter…” 

 

Geçen hafta yine piyasaya döviz satışı yapıldığını fark ettim. Açıkçası, DTH'ların yükselmeye başladığı gerçeği göz önüne alındığında kurların güçlü duruşunu Kur Korumalı Mevduat projesi ile bozma planının işlemediği görülüyor. Kurları düşürüp piyasa yapıcılara "sakın döviz almayın" diye mesaj vererek daha ne kadar devam edeceğiz bilemiyorum. Ancak, 2018 yılında da bu tip yaklaşımlar denendi. Sonuç malum. 

 

Faizleri düşürecek yegane formül, enflasyonla kararlı şekilde mücadele etmek ve yatırımcılara her sabah yeni bir ortama uyanmayacaklarının garantisini vermektir. Mevzuatı dilediğimiz zaman değiştirebileceğimizi ima etmek bile güvensizliği körükleyen bir faktör oluyor. Aslına bakılırsa yabancı yatırımcılar ayrıcalık istemiyor. Türk iş dünyasının aksine, ayrıcalıkların iş ortamını bozduğunu gayet iyi biliyorlar. Çok sık mevzuat ya da bürokrat değiştirmeyen, muhatabın belli olduğu ülkelerden hoşlanıyor yatırımcılar. Özetle, “yapısal reformlar” diyoruz. 

 

Herkesi kendimiz gibi sanmayıp, evrensel kurallara göre hareket ettiğimiz zaman sanıyorum işimiz kolaylaşacak.