• YARIM ALTIN
    3.454,00
    % 0,49
  • AMERIKAN DOLARI
    18,6515
    % 0,04
  • € EURO
    19,4952
    % 0,47
  • £ POUND
    22,5755
    % 0,43
  • ¥ YUAN
    2,6409
    % 0,49
  • РУБ RUBLE
    0,3059
    % 0,12
  • BITCOIN/TL
    318890,611
    % 1,08
  • BIST 100
    5.037,55
    % 1,20

Savaşı ne bitirir?

Savaşı ne bitirir?

Vladimir Putin yönetimi ana hedeflerinden Başkent Kiev’e ve mevcut yönetimi devirmek için harekatına adım adım yürüyor. Kiev’e giden yolda Irpin yerleşim merkezi de düşmek üzere. Kiev dışında şehre girmeyi bekleyen 60 km uzunluğunda Rus askeri konvoyu hazır bekliyor.

Her ne kadar Ukrayna gerçekten beklenenin üzerinde bir savunma sergilese ve büyük bir fedakarlık gösterse de sonuçta güçler kıyaslamasında Rusya ağırlığını yavaş yavaş koymaya başladı.

Bugüne dek başta ABD olmak üzere batı dünyası çeşitli ambargolar ve dolambaçlı yollarla Ukrayna’nın yanında olduğunu söylese de tıpkı Ukrayna lideri Zelenskiy’in dediği gibi Kiev yönetimi en başından beri gerçekte yalnız bırakıldı.

Bir buçuk milyon Ukraynalı ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Sayının giderek artmasından korkuluyor. Sivil ölümleri yükseliyor. Tüm bunlar olurken de batı dünyası sadece çeşitli göz boyayan demeçlerle ‘Dayan Ukrayna’ demekten başka bir şey yapmıyor.

BATININ KAFASINDA NE VAR?

Bir kaç gün önce Amerika’da bir televizyon kanalında ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken çok ilginç bir açıklama yaptı. Blinken, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin öldürülmesi halinde Kiev yönetiminin devamı konusunda planı olduğunu söyledi.

SON GÖRÜŞME UYARISI

Blinken’ın’ kendisine, Zelenskiy’nin görüştüğü liderlere birkaç kez “bu son görüşmemiz olabilir” dediğini hatırlatan ve ‘Eğer Rusya Zelenskiy’i öldürürse bunun karşılığı ne olacak? Ukrayna’da onun başında olmadığı bir yönetimi desteklemek için bir acil durum planınız var mı?’ diye soran sunucuya verdiği yanıt ise ilginçti:

‘’Ukraynalıların bunun için şu anda detayına girmeyeceğim planları mevcut, ancak şunu söyleyebilirim ki biz yönetimin şu ya da bu şekilde devamını isteriz.”

Bu sözlerin son günlerde Amerika’da Washington Post dahil basında çıkan ve Zelenskiy’nin kaçarak Polonya veya bir başka ülkede sürgün hükümeti olarak göreve devam edebileceği yönündeki haberlerin ardından gelmesi çok dikkat çekici.

Hele bir de geçen hafta da Amerikan Başkanı Joe Biden’ın ‘Ruslar Kiev’i alabilir ama kalpleri fethedemez’ sözleri de hatırlandığında batı dünyası sanki bu sona doğru hazırlanıyor gibi görülüyor. Büyük ihtimalle gelecek çok kısa dönemde gelişmelerin ne şekilde seyredeceğini göreceğiz.

POLONYA GÜVENSİZLİĞİ

Öte yandan, NATO İttifakı’na bakıldığında müttefikler arası nasıl bir samimiyetsizlik içinde olunduğunu da Polonya örneğinde görebiliriz.

Çünkü Blinken, ABD ile Polonya arasında Ukrayna ordusuna savaş uçağı verme işbirliğinin ne olduğuna yönelik soruya cevap verirken de şunları söylüyor:

‘Polonya’nın Ukrayna’ya Mig-22 ve Su-25 gibi Sovyet dönemi savaş uçakları vermesi Polonya’nın kendi kararıdır ve bu bir NATO kararı olmayacaktır.’

Yani, topa girmeyiz mesajı.

Zaten bu açıklamalar sonrası tıpkı daha önce Macaristan’ın çekingenliği gibi Polonya da yalnız bırakılacağı endişesinden hareketle Rusya ile karşı karşıya gelmemek için doğrudan kendisinin Ukrayna’ya uçak vermeye sıcak bakmadığını açıkladı.

Sonrasında ise elindeki uçakları Almanya’ya gönderebileceğini ve bunların da NATO öncülüğünde Ukrayna’ya ulaştırılabileceğini söyledi. Yanıt ABD ve Almanya’dan ne oldu biliyor musunuz?  ‘Olmaz o senin kendi sorunun. Bizim adımızı karıştırma.’

Nasıl görüyor musunuz? Batı dünyası açıklamalarda aslan gibi kükrerken bırakın Ukrayna’yı, Polonya gibi kendi müttefiklerini bile nasıl yalnız bırakıyor!

İRAN OYUNU

Dünyada dediğimiz gibi Ukrayna bahanesi ile inanılmaz bir oyun oynanmaya ve farklı sürprizler ortaya çıkmaya başladı. Enerji kaynakları ve Rusya ile ilişkileri açısından kritik aktörlerden İran da gündemde yerini alıyor.

Ukrayna’nın dayanması ile zaman kazanmaya çalışılırken, yeter ki Rusya’dan uzaklaşsın’ amacı ile Amerika, Tahran yönetimi ile bozuk ilişkileri ve ambargoları normal süreçten daha hızlı iyileştirebilir.

Bu açıdan son olarak kavgalı iken birden barışma sinyalleri verilen Venezuella’dan sonra rota İran’a da dönüyor gibi.

ABD’li Bakan bu konuda da ilginç açıklamalar yapıyor. Dışişleri Bakanı Blinken,  İran’la nükleer müzakerelerde sona yaklaştıklarını ifade ederek bazı zorlu konularda kayda değer gelişmeler kaydettiklerini söylüyor. Ayrıca görüşmelerin tamamlanmasını beklediklerini açıklıyor.

ENERJİ ÇIKMAZI

Tabii bu noktada, önemli bir saptamayı da dikkatlerinize sunalım. Enerji kaynakları konusunda, Almanya gibi dev sanayilerinin doğal gazını en az yüzde 40-50 oranında Rusya’dan karşılayan Avrupa ne kadar daha dayanır orası belli değil. Savaşın başından bu yana 6.5 milyon varilden fazla petrolü Rusya’dan almaya devam eden ABD daha henüz yeni bu alımı durduracağını açıkladı. Batı ise her tür en ağır ambargoyu uyguladığını söylediği Rusya’dan doğal gaz ve petrol almaya devam edecek gibi görünüyor. Almanya bu ambargoya katılamayacağını, kendisinin Rus gazına ihtiyaç duyduğunu itiraf ederken, bu konuda en gülümseten kararlılık açıklaması ise İngiltere’den geldi. Londra, yıl sonuna dek Ruslardan gaz alımını önemli ölçüde azaltacağını açıkladı. O zamana kim öle kim kala. Yıl sonu biraz insanlıkla dalga geçer gibi olmuş ama artık bu işler böyle. Ört ki ölem misali.

VE ANTALYA ZİRVESİ

Şimdi gözler Antalya’daki Diplomasi Zirvesi’ne çevrildi. Türkiye gerçekten çok büyük iş gerçekleştiriyor. Çünkü, savaşın başından bu yana İsrail’den Fransa’ya dek bir çok ülke arabuluculuk yapmaya çalıştı. Ancak, ilk kez Rusya’dan ayrılacak Rusların ünlü Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov, meslektaşı Mevlut Çavuşoğlu’nu kırmayarak 2 günlüğüne Antalya’ya Zirveye gelmeyi kabul etti.

Tabii ki bu Putin Yönetiminin kararı olduğundan çok daha önem taşıyor.

Eğer son anda Lavrov geri adım atmaz ise Antalya’da Ukraynalı Meslektaşı ile biraraya gelecek. Bu tabii ki bugüne dek taraflar arası en üst düzey buluşma olacak savaş sürecinde.

ORASI ZOR

Tabii ki, bu toplantı harici Lavrov’un BM, AGİT gibi örgütlerin temsilcileri ile biraraya gelmesi de önem arz ediyor. Bu toplantılardan Rusya’nın tamamen vazgeçmesi anlamında birşey çıkar mı,  savaşı bitirir mi?, orası zor.

Putin, Zelenskiy gidene dek Kiev’e yürüyecek, Ukrayna ordusunun dağılması için bastıracak, Kırım ve Dombass’ın kendisine bağlanmasına dek işin peşini bırakmayacaktır. Ama en azından Antalya ilerisi için tarihi bir not olacaktır.

SAVAŞI NE BİTİRİR?

Yoksa bu savaşı ne bitirir sorusunun yanıtı Vladimir Putin bitirir olacaktır. Aynı zamanda Putin’in savaşı olduğundan artık kendisi için geri vites, taviz ve hata imkanı kalmadı. Bedelini ağır ödeyeceğini biliyor. O nedenle, Putin şu ya da bu şekilde durmadıkça savaşta sıcak çatışmalar bitse de artık Putin merkezli ‘ülkeler arası global hesaplaşmalar’ çeşitli şekillerde devam edecektir.  Ambargolara bakınca bir finansal 3.dünya savaşı çıktığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Devam eden bu sinir ve herkes açısından dayanıklılık savaşında nefes kesen gelişmeler ardarda yaşanıyor.

Bu hafta Ukrayna savaşında dediğimiz gibi Kiev’in Rus kontrolüne geçmesi dahil önemli gelişmeleri bekleyelim.

Şüphesiz her gelişme sadece Montrö Boğazlar Anlaşması anlamında değil, Türkiye’yi de ekonomik ve siyasi olarak etkileyecektir. Tahıldan petrole doğalgaza dek her alanda fiyatlarda tırmanış bizi doğrudan vuruyor. Turizmde de tatsız bir beklenti var 8 milyon civarı beklenen Rus ve Ukraynalı turistler ne olacak belli değil. Ama beklenmedik fırsatlar da var. Bazı merkezlerin Türkiye’ye kayması anlamında. Bu süreç kurları da olumsuz etkileyecektir.

Ne olursa olsun Türkiye iyi olsun…

Derdimiz, kıymetlimiz Türkiyemiz.