• YARIM ALTIN
    3.775,00
    % 0,03
  • AMERIKAN DOLARI
    18,8325
    % 0,03
  • € EURO
    20,1789
    % -0,17
  • £ POUND
    22,6151
    % -0,16
  • ¥ YUAN
    2,7745
    % 0,10
  • РУБ RUBLE
    0,2653
    % 0,53
  • BITCOIN/TL
    431523,552
    % 0,13
  • BIST 100
    4.773,62
    % -3,18

“Sebep-Sonuç ve Etki-Tepki Karmaşası…”

“Sebep-Sonuç ve Etki-Tepki Karmaşası…”

Her ne kadar enflasyon beklentileri konusunda olumlu açıklamalar gelse de elimize iki önemli sorun var:

– Küresel Büyüme öngörüleri, özellikle ABD’nin büyümesi konusunda “garanti” diyebileceğimiz bir durum yok. Dolayısıyla parasal sıkılaştırma yine ertelenebilir.

– Parasal sıkılaştırmanın ertelenmesi, küresel tedarik zincirindeki aksamalar da eklenince emtia fiyatlarının daha da yükselerek yola devam etmesine sebep olabilir.

Özetle, bir tarafta “fazla para-düşük faiz” büyümenin garanti altına alınması için devam ediyor ama maalesef arzu edilen sonuç alınamıyor, diğer tarafta gelecek yıl için “ılımlı büyüme-yüksek enflasyon” beklentileri artıyor. Yalnız şunu belirtmem gerekiyor, fiyatlar dünya üzerinde asimetrik bir şekilde yükseliyor. Bazı ülkelerdeki yükseliş diğerlerine göre oldukça hızlı, hatta kontrolden çıkmak üzere.

Sıfır yakın düşük faize enflasyon yaşayanların yanında, yüksek enflasyon-yüksek faiz sarmalına düşmüş olanlar var. Dolayısıyla faizleri zorla aşağıya düşürmek ve yüksek enflasyonunun yan etkilerini yüksek büyüme ile bertaraf etme çabası gözlemleniyor. Ancak, yüksek büyümenin gelirleri ve istihdamı beklendiği şekilde artırdırdığına dair elimizde herhangi bir kanıt yok, böyle bir tecrübe de pek yaşamadık. İşin doğrusu enflasyonu kontrol altına alıp, kabul edilebilir bit büyüme hızı ile gelirleri istikrarlı bir şekilde yükseltmek. Tabii, bu uzun vadeli ve sabır gerektiren bir iş bu.

“Önce enflasyonu kontrol edelim, gerisi kolay değil diyemem yine de…”

Önceki dönemlerde “bol kredi ile talebi sağlama alma” stratejisi karşımıza enflasyon ve cari açık artışı çıkardığı için, bireysel kredilerde sınırlama çalışması var. Ancak bankalar buna sıcak bakmıyor. Basel Kriterlerine göre bankalar haklı. Risk Yönetimi açısından sağlıklı bir kaynak kompozisyonu karşısında sağlıklı bir kaynak dağılımı gerekiyor ki, bankacılık güvenle yola devam etsin. “Tüketiciye vermeyin firmalara verin” demek pek doğru bir yaklaşım değil açıkçası. Ayrıca firmalara verilen kredinin istihdam yarattığına dair elle tutulur bir kanıt yok. Burada da bir açmaz var.

Vergileri düşürerek hem ÜFE hem de TÜFE tarafında hızlı sonuç almak mümkün ancak, pandemi sebebiyle bozulan kamu maliyesi sebebiyle sıcak bakılmıyor. İş dönüp dolaşıp istihdam ve talep artışı garantisi olmayan krediye dayalı yüksek büyüme denemelerine geliyor. Ancak artan riskler döviz kurlarını, nihayetinde enflasyonu yükselttikçe bizim gibi ülkelerde fiyat davranışları da bozuluyor, nihayetinde faizler yine yükseliyor.

Tekrar etmek gibi olacak ama, bu cendereden rasyonel bir para politikası, radikal vergi indirimleri, etkin piyasa kontrolleri, akılcı bir kaynak kullanım  yaklaşımı ile kurtulabiliriz.