• YARIM ALTIN
    3.752,00
    % -0,79
  • AMERIKAN DOLARI
    18,8359
    % 0,03
  • € EURO
    20,1705
    % -0,22
  • £ POUND
    22,5849
    % -0,30
  • ¥ YUAN
    2,7751
    % 0,12
  • РУБ RUBLE
    0,2663
    % 0,89
  • BITCOIN/TL
    433123,183
    % 0,80
  • BIST 100
    4.560,89
    % -7,49

“Türkiye-ABD: Benzerlikler ve Farklılıklar…”

“Türkiye-ABD: Benzerlikler ve Farklılıklar…”

Geçenlerde Türkiye-ABD İş İnsanlarının oluşturduğu, kanunla kurulmuş Taba-Amcham ‘ın bir toplantısında konuşma yaptım. Türkiye ile ABD arasındaki benzerlikler ve farklılıklar üzerine biraz da espriler katarak yaptığım sunumun bir özetini sizlerle paylaşmak istedim.

Öncelikle, büyüme konusunda iki ülkenin de aynı patikada gittiğini, elbette Türkiye’nin “gelişen ülke” şartları sebebiyle büyüme hızının daha yüksek olduğunu ancak “her beraber” bir toparlanmanın içinde olduğumuzu söyledim. Ancak aynı durumu fert başına milli gelirde söylemek mümkün değil tabii. Çünkü Dolar cinsinden hesaplanan bu uluslararası değerlemede bir ara 4 kat gerideyken şimdi 7-8 kat geriye düşmüşüz.

ABD’de de enflasyon bizde olduğu gibi yükseliyor ancak, Türkiye “elle tutulur ekonomiye sahip ülkeler” arasında en yüksek TÜFE oranına sahip durumda. ABD’nin neredeyse 4 katı kadar enflasyon var bizde. Çekirdek Enflasyon da keza aynı durumda.

İşsizlik rakamlarında ABD ile Türkiye ile benzeştiği tek süreç pandemide yaşanmış gözüküyor. Geriye dönüp baktığımızda Türkiye’dekinin 4’te biri oranında devam eden ABD işsizlik rakamları 2020 yılının ilk çeyreğinde % 15’e kadar yükselip Türkiye’yi bile geride bırakmış. Ardından kademeli ama istikrarlı bir şekilde düşürek % 5 civarına inmiş. Türkiye’de ise % 12 civarında seyrediyor.

Sanayi üretimi Türkiye’de ve ABD’de neredeyse aynı izdüşümde devam etmiş. Sadece geçen yılın Mart ve Nisan Aylarında ABD biraz daha kuvvetli seyrederken Türkiye Mayıs ayından itibaren yükselişe geçmiş. Bu yılın Temmuz Ayına kadar Türkiye’deki sanayi endeksi ABD’den sürekli yüksek seyrederken, son aylardaki yavaşlama neticesinde iki ülkenin endeksleri üst üste çakışacak kadar yaklaşmış durumda. Bu arada istihdam yaratma açısından ABD’nin daha etkin olduğunu eklemem gerekiyor.

Ekonomik Güven Endeksleri belki de iki ülkenin en çok ayrıştığı parametrelerden biri. ABD Ekonomik Güven Endeksi pandemiye rağmen 2018’den beri istikrarlı bir çizgide devam ederken, Türkiye’de “şiddetli dalgalanma” adı vereceğimiz bir seyir izlemiş. Eğer anket doğru yapılıyorsa, bu derecede bir dalgalanma insanların ruh halinin pek de normal olmadığını gösteriyor. Ya aşırı güvensizlik ya da aşırı güvene doğru çabuk karar değiştirme pek normal değil açıkçası. Bunun birçok sebebi olabilir. Bu yazıda analiz etmeyeceğim.

İmalat Sanayi Satın Almacılar Endeksi olan PMI hem Türkiye hem de ABD’de benzer bir seyir göstermiş. Pandemide beraber düşmüş ve sonra beraber toparlanmış. Ancak ABD PMI’nın değeri geçen yılın Ekim ayından beri Türkiye PMI’nın değerinden yüksek seyrediyor. Yukarıda bahsettiğim Sanayi Endeksi de zaten bu durumu doğruluyor diyebilirim.

Kamu Borcunun Milli Gelire oranı açısından elbette Türkiye çok düşük bir seviyede kalıyor. Ancak Türkiye’nin borç maliyeti oldukça yüksek. Bu arada Eğitim Düzeyinin Nüfus ile kıyaslamalarında 1000 kişiye düşen ortaokul ve lise, Üniversite, Yüksek Lisans ve Doktora mezunlarında Türkiye ABD’ye ile kıyaslandığında çok ama çok gerilerde. Bunu da not etmek gerekiyor.

Sosyal Medya “en çok yatırım Katar’dan geliyor” diye iddia ede dursun, ABD Sermayesi Türkiye’ye en çok rağbet eden sermaye diyebilirim. İki ülke arasındaki bir çok diplomatik sıkıntıya rağmen ABD’den Türkiye’ye doğrudan yatırımlar miktar olarak dalgalansa da, toplam yabancı sermayeye oranında ya birinci ya ikinci sırada bulunuyor.  Türkiye’de mukim ABD Sermayeli şirket sayısı da 73 civarında bulunuyor. Hiç fena değil.

“Pandemiden sonra ticari ilişkiler normale döner mi ?..”

Türkiye’den ABD’ye yatırım yapan da firmalar var elbette. Her ne kadar 2015’teki 1.5 Milyar Dolarlık rekor seviyeden sonra gerileme yaşanmışsa da 2019 yılında tekrar yatırımların yükselişe geçtiği gözüküyor. Geride bıraktığımız 5 yılda ABD’ye yatırım yapan Türk Sermayesi toplamda 600 milyon doların üzerinde olmuş. Özetle, ticari ilişkiler dinamik seyrediyor.

Turizm açısından bakıldığında bir zamanlar yılda 800.000 Amerikalı Türkiye’ye ziyarete gelirken, malum sebeplerden dolayı 400.000 ‘e kadar düşmüş. Ancak 2019’da tekrar 700.000 ‘e doğru yükselişe geçerken pandemi sebebiyle 2020 ‘de 200.000 ‘lere gerilemiş. Aynı durum Türkiye’den ABD’ye gidenler için de söylenebilir. Turistik amaçlı ABD’ye gidenler 2016’da 200.000’lere çıkıp zirveye ulaşmış, diplomatik krizlere rağmen sayı çok fazla düşmemiş. Tabii ki pandemi sebebiyle 2020’de 50.000 civarına kadar gerilemiş. Ancak zorluklar ortadan kalkınca iki ülke arasındaki turizm faaliyetinin tekrar eski seviyesine gelebileceğini söyleyebilirim.

Elbette dış ticaretten de bahsedeceğim: 2000’li yılların başında 6 milyar dolar dış ticaret hacmi varken bugün 20 milyar doların üzerinde olduğunu görüyoruz. Türkiye 2006’dan itibaren dış ticaret fazlası vermeye başlamış ancak 2017’den beri dış ticaret ABD lehine fazla vermeye geçmiş. İki ülke birbirine 10-11 Milyar Dolar civarında mal alıp satıyor. Türkiye’nin ABD’ye en çok makine satıyor, ABD ise en çok uçak ve parçalarını satıyor. Türkiye’nin ikinci en çok sattığı mücevher, ABD’nin ise makine.

Sonuç olarak 1831 yılında İstanbul’da açılan ilk ABD Elçiliğinden beri temas içinde olduğumuz, sayısız işbirliği kadar krizler de yaşadığımız ABD ile aramızdaki fark ve benzerliklerin bazılarını paylaştım. Bu verilerin derlenmesinde emeği olan Utku Ekmekçi ve Verimetrik’ e teşekkürlerimi sunarım.